Eurovision 2012 Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eurovision 2012 Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Hello Europe, This Is Baku Calling! 6


Press Center'daki son günümüzden herkese merhaba!

Evet bugün son gün. Fazla benimsemişiz burayı çok boşluk olacak dönünce. Gerçi geçen sene de aynısı olmuştu. Hatta biz daha geçen senenin etkisini atamadan gelmiştik buraya. Psikolojik olarak çöküntü oluyor insanda. Buradaki insanlara yaşam şartlarına ve her gün dev ekranda veya arena içinde seyrettiğimiz şovlara çok alışıyorsunuz ve bir anda hepsini bırakıp gitmek fazlasıyla sarsıyor sizi. Şimdi 1 yıl daha beklemek kalıyor bize de.

25 Mayıs 2012 Cuma

Hello Europe, This Is Baku Calling! 5

'Şükürler olsun finaldeyiz' dediğimiz, bitmesiyle başlaması bir olan güneşli bir Bakü gününden herkese merhaba!

Dün gece öldük öldük dirildik resmen. Şöyle bir günün başlangıcına dönelim...

Öğlen saatlerinde Press Center'a adımımızı attık. Burada bir bayram havası, bir çoşku vardı ki sormayın. Bütün ülke fanları bayraklarını kuşanmış, kendilerince yaptıkları kostümlerle ortama renk katıyorlardı. Örneğin Hollandalılar kendilerine Joan Franka'nınkine benzer kostümler yapmışlar, başlarında kocaman tüyleri ve kıyafetleriyle Press Center'da ve arenada kızılderili gibi dolaşıyorlardı. İsveçli fanlar da otrişleri ve sıradışı kıyafetleriyle her yıl olduğu gibi ilgi çekicilerdi. Biz de Türkiye tişörtlerimiz ve bayraklarımızla gösterimizi yaptık ve arenadaki yerimizi aldık. Hepimizin final için beklentisi fazlasıyla yüksekti. Buradaki tabloda da 1.sıradaydık. Tabii bunun sebebi buradaki Azerbaycanlı gönüllülerin de oy kullanabiliyor oluşundan olabilir. Gerçi ne farkeder, biz şarkımızı çok seviyor ve güveniyorduk ve finalde olacağımıza da adımız gibi emindik. Neyse, yarışma başladı ve ilk sırayı Sırbistan aldı.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Hello Europe, This Is Baku Calling! 4

Soğuk ve rüzgarlı bir Bakü gününden herkese merhaba!! Dün 1.Yarı Finali izledikten, yorumlarımızı yaptıktan sonra Roman Lob (Almanya)'un pub tarzı bir yerde yaptığı partisine attık kendimizi. Sahneye önce Roman çıktı. Biz biraz geç gittiğimiz için son üç şarkıya yetiştik. Roman'ın ardından sahneyi Nina Zilli (İtalya) aldı. Ortam iyice kalabalıklaşmıştı ve herkes hayranlıkla Nina'yı seyrediyordu. Eurovision şarkısı 'L'amore E Femmina' dahil olmak üzere İtalya'nın pek meşhur iki şarkısını daha söyledi ve sahneden ayrıldı. Nina'dan sonra sıra dünyalar tatlısı Joan Franka 'ya (Hollanda) geldi.O da çoğunluğun bildiği klasik "country" tarzı şarkılar söyledikten sonra, Eurovision şarkısı "You And Me" ile sahnesini sonlandırdı. İlerleyen dakikalarda sahneye Kurt Calleja (Malta) ve Anggun'un da (Fransa) çıkacağı söyleniyordu ama biz partinin yarısında ayrılıp Euro Club'a Geçtik. 
Euro Club'da 00.00-00.30 sularında 80-90'lar çalıyordu. Tam böyle sıkılma halleri başladığında günümüz Eurovision şarkılarıyla ortalık renklendi. Özellikle İspanyol fanlar bütün şarkıları, koreografileri bildikleri için bayağı eğlenerek geçirdik geceyi. Gece kafamı yastığa koyduğumda saat 04.30'du. 
O yorgunlukla öğlen saatlerinde uyanmışım. Hemen hazırlandım ve günümün çoğunu birlikte geçirdiğim, sanatçılarla onunla birlikte tanıştığım, röportajları birlikte yaptığım arkadaşım Can Altuğlu ile buranın pek meşhur "Old City"sini (İçeri Şeher) gezmeye gittik. İlk önce girişinde bulunan 'Kız Kulesi' adındaki kuleye girdik. Bu kule yaklaşık 7-8 kat ve bizdeki Kız Kulesi gibi bir efsaneye sahip. Söylendiği üzere bu kulede yaşayan kız, sevdiğine kavuşamadığı için kendini en üst katından atmış. Kulenin şu an etrafı yeşillik ancak bu efsane yaşandığı sırada etrafı denizmiş.





Buradan çıkınca kendinizi zaten İçeri Şeher'de buluyorsunuz. Mimarisi hiç bozulmamış bu eski evlerin bulunduğu yerde çeşitli hediyelik eşya satıcıları, yemek yerleri ve parklar bulunuyor.

Kısa turumuzun ardından basın merkezine geldik. Son hazırlıklar tamamlanıyor. Biraz sonra ilk yarı final için Crystal Hall'daki yerimizi alacağız!

____________


Herkese 23 Mayıs akşamından merhaba!

Dün gece bildiğiniz üzere final yapıldı ve biz de heyecan dolu üç gecenin ilki için Crystal Hall'da yerlerimizi aldık.


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Hello Europe, This Is Baku Calling! 3

İlk Kıyafetli Prova Gününden Merhaba!! 

Şu an kıyafetli provaları dev ekrandan seyrediyoruz. Özellikle içeri girmeyerek televizyona nasıl yansıdığını görmek için Press Center'da kalmayı tercih ettik. Prova ayrıntılarını ve buradakilerin fikirlerini aktarmadan önce, dün geceki İsrail partisi kötü başlayıp nasıl güzelleşti biraz bahsedeyim. 

Dün akşam 8-9 sularında Press Center'dan çıktıktan sonra, geçen sene Dana International'ın yaptığı harika İsrail partisi gibi olacağını umarak kendimizi Euro Club'a attık. Kapıya doğru yönelir yönelmez karşılaştığımız manzara fazlasıyla şaşırtıcı oldu. Ellerinde davetiyeler olanlar ve Eurovision'da çalışan gönüllüler partiye hücüm etmiş. Geçen sene gönüllüler eğitildikleri için mi yoksa yasak olduğu için mi bilmiyorum ama, ben hiç gönüllü gördüğümü hatırlamıyorum. Varsa bile bu kadar değillerdi sanırım. 

Neyse, içeri girdik girdik ama hiç Avrupalı yok! Derken sahneye sırayla sanatçılar çıkmaya başladı. İlk sahneyi Loreen aldı. Ben biraz önlerdeydim. Bir süre sonra arkamı dönmemle partinin kalabalıklaştığını fark ettim. Bu arada herkes Loreen'e bayılıyor. Loreen de bunun farkında ve her yerde kendinden emin dolaşıyor. Sahneye çıktığında da ben birinciyim artık der gibiydi. Sahneden inişini ve Euro Club'dan çıkışını da korumalarla birlikte yaptı. Bu hallerini gördükçe biraz soğudum diyebilirim. Zaten burada Eurovision.tv ve EBU'da çalışanlar da İsveç'in kazanmasını hiç istemiyorlar. Nedeni ise delegasyon ekibin fazla kibirli ve kendini beğenmiş olması. Bu durumu bilemem ama İsveç kazanırsa harika bir Eurovision seyredeceğimize eminim. Daha sonra sahneyi Romanyalı grup Mandinga ve Avusturyalı grup Trackshittaz aldığında ortalık şenlenmeye başladı. Herkes hep bir ağızdan şarkıları söyleyip dans etti. Sonra sahneye parti sahibi İsrailli grup Izabo çıktı. Onlar sahneye çıktıklarında neredeyse sahne önündeki herkes geriye gitti. Anlaşılan İsrail bu sene pek ilgi çekmiyor. Ardından Euro Club'da Eurovision müzikleri çalmaya başladı. Evet, sonunda Euro Club'da Eurovision şarkıları duymaya başladık! Bu senenin şarkıları çalarken en çok ilgiyi Kıbrıs ve Rusya gördü! Can'da ise eh işte diyebileceğimiz bir ilgi vardı. 


Ve bugüne gelirsek... Bugün birinci yarı finalin kostümlü provası vardı. Aynı gün içinde iki kere kostümlü prova yapılıyor. İlk prova yerel saatle 6'daydı ve akreditasyonu olan bütün fanlar girebiliyordu.  Ancak bu gece yerel saatle 12'de yapılacak provaya yalnızca bileti olanlar girebiliyor. Bir de bu provada jüri oy kullanacak. Başında dediğim gibi, ben yalnızca 6'dakini seyrettim. Onu da kamera açılarını görebilmek ve buradakilerin tepkilerini ölçebilmek için Press Center'dan izledim. Prova adı üstünde, kıyafetli provaydı ama sunucular kıyafetlerini giymemişti. Belki de akşamki provayı bekliyorlardı. 2007'den beri hiçbir sunucuda açılışı ve oylamayı sunarken enerji yoktu ancak bu sene geçen senenin birincisi Eldar'ın da içinde olduğu üç kişilik sunucu ekibi bu işi harika yapıyorlar. Bir de hiçbiri Fransızca bilmiyor. Söyledikleri bütün cümleler çalışılmış hatta bolca da bu konu hakkında espri yapıyorlar. 


Şarkılara gelecek olursak...

20 Mayıs 2012 Pazar

Hello Europe, This Is Baku Calling! 2

3 gündür havasını soluduğum "Ateş Yurdu"ndan herkese selamlar!! 

 Günün Press Center haberlerinden bahsetmeden önce dünkü açılış partisini biraz anlatmak istiyorum. Açılış bu seneki ülke temsilcilerinin kırmızı halıdan geçmesiyle başladı. Geçitte Azerbaycan halkının ve Eurovision fanlarının ilgisi oldukça yüksekti. Halkın tepkisi Press Center'dakinden farklı değildi aslına bakarsanız. En çok ilgiyi Roman Lob, Jedward, Sabina Babayeva, Loreen ve elbette yılın kuşkusuz en sevimli yarışmacıları Rus nineler; Buranovskiye Babushki çekti.













19 Mayıs 2012 Cumartesi

Hello Europe, This Is Baku Calling!

Herkese Bakü'den selamlar…

Provalar bir hafta önce başladı. Biz de Ogae Türkiye olarak dün akşam saatlerinde Bakü'deki yerimizi aldık. Önümüzdeki 8 gün boyunca sizi buradaki provalardan, partilerden, basın merkezinden, basın toplantılarından, Bakü'den, insanlardan, kısacası her şeyden haberdar edeceğiz.

Dünkü yolculuğumuzu Azerbaycan Hava Yolları Azal ile gerçekleştirdik. Uçakta verdikleri yemekler pek damak tadımıza uygun değildi aslına bakarsanız. Aynı soydan gelip, neredeyse aynı dili konuşan iki ülkenin arasında bu kadar değişik yemek kültürü olması doğrusu beni fazlasıyla şaşırttı ya da üzdü diyelim. Aslında üzüntüm biraz da önümüzdeki 9 gün boyunca ne yiyeceğimi kestiremememden kaynaklanıyordu.
Geçen sene Almanya'da olduğu gibi bu sene de havalimanında Eurovision standı vardı. Stantda haritalar ve bize yardımcı olabilecek kişiler var. Havalimanından çıktığınızda sizi Londra tarzı taksiler karşılıyor. Taksilerin içi inanılmaz güzel ve geniş. Bu taksiler sadece Eurovision için getirilmiş ve içlerinde taksimetre var! Evet doğru; bu şehirde taksimetresi olan taksi bulmak çok zor, hatta neredeyse imkansız. Bu yüzden bu taksiler biz Eurovision fanları için çok önemli cidden.